3 Ağustos 2009 Pazartesi

E-reçete

E-reçete uygulaması çok yakında hayata geçiyormuş. Doktorların elektronik ortamda oluşturacakları reçeteleri yine elektronik ortamda imzalamasının ardından, eczaneler bu reçete ile ilaç verebilecek. Eczaneler ve Eczane Hizmetleri Hakkında Yönetmelikte değişiklik yapılarak e-reçetelerin kullanılmasının önü açılmış oldu. Yönetmeliğin 22. maddesi ile yalnızca tabibler, veteriner hekimler, ve diş tabipleri tarafından reçeteler kabul edilirken, fax, telefon, internet ya da kurye gibi yollarla ulaştırılan reçeteler kabul edilmiyordu.

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Kanser'den korunmak için...

Dikkat edilmesi gereken beslenme alışkanlıkları...



Dün Amerikan Kanser Enstitüsünün son yayınladığı rapor elime geçti. Buna göre son yıllarda Amerika’da ölenlerin üçte biri Kanserden. Raporda en dikkat çekici bir nokta da Kanserden ölenlerin yüzde yetmiş oranı hali vakti yerinde olan ve hatırı sayılı insanların olması.. Olay ürkütücü. Bunu çok iyi okumak gerekiyor. Rapordan çıkan sonuca göre;

1- Kanserden ölenlerin büyük bir kısmı teknolojik ürünlerle daha içli dışlı olanlar.

2- Yiyecek içecekte çok çeşitliliğe gidenler ve katkılı madde içerikli yiyecek içecekleri tüketenler.Bunun yanında maddi durumu iyi olmayıp katkısız doğal ve daha az çeşit tüketen ve çoğu teknolojiye ulaşamamış çevrelerde kanser vakalarına daha az görünmesi.Rapor bize yediğiniz içtiğinize artık ciddi manada dikkat edin diyor. Kimyasal katkılı yiyecekler ( Tatlandırıcılar, renklendiriciler, aromatik koku vericiler, raf ömrünü uzatıcılar vb gibi ) ve GDO lu ürünler Amerika’da yaklaşık 50 yıldır yoğun olarak kullanılıyor. Bilim adamlarına göre GDO lu ürünlerin insan sağlığı acısından ciddi manada olumsuzluğuna rastlanılmadı deniliyor. Ancak sonuçlar korkutucu boyutlara ulaşmış durumda. Bu sonuçlara göre GDO lu ürünlerin henüz ispatlanmış olumsuz etkisi yok diyenlere artık kuşku ile bakılması gerekiyor. Olumsuz bir etkisi yok diyenler gerçekten bilimsel analiz ve gözlemlerinin sonuç unumu, yoksa bazı firmaların isteği doğrultusun da hazırlanan raporlarımı konuşuyor ortaya çıkarılması gerekiyor. Özellikle genç yavrularımızın ellerine tutuşturulan cep telefonları, pil ile çalışan oyuncaklar ve albenili boyalı oyuncaklar çocuklarımızın geleceğini karartacak gibi görünüyor. Katkı maddeleri ile bizlere zorla kendisini yediren cipsler, dondurmalar, sosisli sandviçler, nitrit ve nitrat ile pembeleştirilmiş işlenmiş etler, öksürük şuruplarında, gazozlarda, gofretlerde ve ambalajlı diğer yiyeceklerde bulunan tatlandırıcılar hayat apartmanından her gün bir tuğla koparıyor. Fazla söze ve kapı kapı doktor aramaya artık gerek yok. Canını ve cananını seven doğallığa dönmek zorunda. Atalarının tükettiği yağlara ve besinlere, Mevsim meyvelerinin içinde kendiliğinden bulunan şeker, doğal pekmez, doğal bal, kuru üzüm, dut, incir, hurma gibi meyveler tüketmeliyiz. Yavrularımıza tahin-pekmez, pekmezli yoğurt veya ballı süt vermeliyiz ve bunlara alıştırmalıyız.
Yoksa bugün Amerika’daki sonuçlar fazla sürmeden bizim de kapımızı çalacağından emin olabilirsiniz.

Emine NUREFŞAN
Biyolog

28 Temmuz 2009 Salı

D-Smart

D-Smart; Doğan Yayın Holding'in Mart 2007'de hizmete soktuğu bir dijital platform ve TV pazarı. İki buçuk yıllık bir sürede çeşitli yollarla bünyesine çekmeyi başardığı 1 milyon üyeye kendi kurduğu ve anlaşma yaparak aldığı kanalları ve çeşitli ücretli uygulamaları pazarlamakta ve kârını giderek büyütmekte. Bu uygulamaları ileride daha da genişletebilir.



www.dsmart.com.tr/



D-Smart nedir?
Dijital platform özellikleri ile normal uydu alıcısı özelliklerini bir araya getiren, aylık abonelik sistemi olmayan ileri teknoloji ürünüdür.

D-Smart dijital yayın mı yapıyor?
Evet. D-Smart sayesinde ses ve görüntü dijital yayın kalitesi ile kullanıcılara ulaştırılır. D-Smart, TV yayıncılarının sunmuş olduğu yayınların kalitesini değiştirmeden, bozmadan, sıkıştırmadan size ulaştırır.

D-Smart için kaç çanak kullanmak gerekiyor?
Türksat uydusu üzerindeki tüm kanalları ve D-Smart kanallarını izlemek için tek çanak kullanmanız yeterlidir. Birden fazla çanak kurulumu yaptırmanız halinde diğer uydulardaki kanalları da izleyebilirsiniz.

D Tematik kanallar şifrelenecek mi?
Bu kanallar D-Smart dijital platformu kullancılarına özel kanallardır. Bazı programlar sadece D-Smart kullanıcıları tarafından ücretsiz ve şifresiz olarak izlenebilir.

Zaten elinde uydu alıcısı olanlar D-Smart kanallarını modülle izleyebilir mi?
Hayır. Böyle bir uygulama mümkün değildir.

D-Smart kanallarını izlemek için ayrıca para ödemem gerekiyor mu?
D-Smart kanalları sadece D-Smart kullanıcıları tarafından hiçbir ücret ödemeden şifresiz ve ücretsiz olarak izlenebilir.

D-Smart ileride paralı olacak mı?
Hayır. Aktivasyon yaptırmış, D-Smart sahibi olan kullanıcılardan hiçbir zaman herhangi bir ücret talep edilmeyecektir. İleride ücretli bazı hizmetler olacaktır, ancak bu hizmetlerin kullanımı tamamen kullanıcının isteğine bağlı olacaktır.

D-Smart'ın ücretsiz kanalları haricinde kullanıcı seçeneğine bağlı olan ödeme sistemli (Pay TV) ekstra hizmetleridir. D-Smart Extra kapsamındaki kanallar;

* Sinema TV
* Sinema TV 2
* Sinema TV Aile
* Movies 24
* Beyazperde
* Futbol Smart
* ESPN Classic
* ESPN America
* Dog TV
* The Style Network
* Bebeğim TV
* FX
* Nickelodeon
* Kidsco
* Luli TV
* Comedy Smart
* Discovery World
* Discovery Science
* Discovery Travel&living
* Investigation Discovery
* Da Vinci Learning
* Passion TV
* Fantasy TV
* D Yeşilçam XXX
* Marc Dorcel
* Soft
* Movies 24 Erotica
* Kanal D HD
* HDTV Smart
* Discovery HD
* Eurosport HD'dir. Bu kanallar Smart Para ödeme sistemi ile seyredilebilmektedir.

D-Smart Extra'nın 3 alt paketi vardır.
Konu başlıkları
[gizle]

* 1 Sinema Paketi[1]
* 2 Aile Paketi[2]
* 3 Full Paket[3]
* 4 Full HD Paket[4]
* 5 Kaynakça

Sinema Paketi[1] [değiştir]

* Sinema TV
* Sinema TV 2
* Sinema TV Aile

Aile Paketi[2] [değiştir]

Sinema Paketi ve;

* Movies 24
* Beyazperde
* Futbol Smart
* ESPN Classic
* ESPN America
* Dog TV
* The Style Network
* Bebeğim TV
* FX
* Nickelodeon
* Kidsco
* Luli TV
* Comedy Smart
* Discovery World
* Discovery Science
* Discovery Travel&living
* Investigation Discovery
* Da Vinci Learning

Full Paket[3] [değiştir]

Aile Paketi ve;

* Passion TV
* Fantasy TV
* D Yeşilçam XXX
* Marc Dorcel
* Soft
* Movies 24 Erotica

Full HD Paket[4] [değiştir]

Full Paket ve;

* Kanal D HD
* HDTV Smart
* Discovery HD
* Eurosport HD

24 Temmuz 2009 Cuma

Entelektüel bilgisi derya, IQ puanı yüksek kişilerin cebindeki parayla genelde orta sınıf temsilcisi kaldıklarını biliyor muydunuz?

Çok akıllıysan neden fakirsin?” klasik sorusuna yanıt arayan Rusya'daki Vedomosti gazetesi geçenlerde ilginç bir araştırmanın sonuçlarını yayınladı.

Akıllı olmakla varlıklı olma arasındaki genelde ters orantı daha eski Yunan kültüründe tartışma konusu oluyormuş. Bir seferinde Miletli filozof Fales, “Bize hep akıl veriyorsun, halbuki cebinde beş kuruş paran yok” eleştirisi üzerine ilginç bir yola başvurmuş. Ege bölgesinde zeytin rekoltesinin ertesi yıl verimli olacağını hesaplayarak tüm zeytinyağı sıkma preslerini önceden yok parasına kiralamış. Zeytin ağaçları o yıl gerçekten müthiş ürün verdiğinde presleri isteyene 10 misli fiyatla geri vererek aklın para kazanabileceğini kanıtlamış.

Şimdi insanın IQ derecesiyle zengin olma arasındaki bağlantının, filozof Fales örneği gösterilerek tarif edilmesi elbette mümkün değil. Günümüzde ünlü sosyolog Prof. Zagorsky değişik bir yola başvurarak belirli bir grup insanın IQ derecesiyle kredi kartlarını kullanma arasında bağlantı kurarak fenomene izahat getirmeye çalışmış.

Avrupa'daki IQ testlerinin yanı sıra, ABD'deki AFQT sonuçları da dikkate alınarak gruptaki kişilerin durumu incelemeye alınmış. Akıllıysan neden fakirsin sorusunun yanıtı kendiliğinden ortaya çıkmış.
IQ derecesi yüksek deneklerin tamamına yakını bankada yatan parasından daha fazla harcama yapıyormuş. IQ derecesi düşük kişiler ise genelde limitler çerçevesinde kalmayı tercih ediyormuş. Çıkan sonuca göre kişinin IQ derecesi yükseldikçe gereksinimleri de geometrik oranla artıyor. Akıllı ve bilgili kişinin aslında iyi para kazanmayı becerdiği, ancak hayattan beklentileri ve harcamaları da arttığı için kendisini mali açıdan orta sınıf olmaya mahkum ediyormuş.

Araştırmanın haklı olduğunu kanıtlamak için tüm dünyadaki üniversitelerin otoparklarına bir göz atılması öneriliyor. Burada park etmiş araçların yüzde 80’inin yeni model olmayacağı söyleniyor. Yani IQ derecesi yüksek kişiler kazançlarının büyük bölümünü altındaki tekerlere değil, beynini kurcalayan başka işlere yönlendirmeyi tercih ediyor. Unutmadan sosyolojik araştırmada IQ derecesi yüksek bilgili ve akıllı kişiyle, uyanık kişi olarak adlandırdığımız kategori arasında hiçbir bağlantı olmadığının altı da önemle çiziliyor.

Nerdun HACIOĞLU/ MOSKOVA

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Tuzlu Su Mucizesi

cenin ve kulakDenize girdikten sonraki dinlenmişlik ve arınmışlık halini hepimiz biliriz. Havuza girdiğimizde ise bunu hissetmeyiz. Sebebi sudaki tuzdur. Tuzlu su bedende birikmiş negatif elektriği iletkenliği sayesinde sizden alır götürür. Sizler de akşam eve geldiğinizde bütün günün üzerinizde bıraktığı ağır etkiler ve stresten kurtulmak için yada toplantı, sınav gibi üzerinizde gerilim yaratan durumlardan önce ellerinizi bir miktar ( 1 litre suya iki çorba kaşığı tuz yeterli ) tuzlu suyla yıkadığınızda bu birikmiş olan negatif elektrikten kurtulur ve arınırsınız.

Yazıyı gönderenin uyguladığı yöntem, her akşam eve geldiğimde ellerimi sabunlamadan önce, ellerimi, banyomda lavabo başında hazırlayıp bıraktığım bir miktar tuzlu su ile yıkamak oluyor. Belirtmeliyim ki REİKİ ve şifa ile uğraşan dostlarım da seans öncesi ve sonrası bunu uygulamaları kendilerini ve uygulatıcıyı korumada büyük yarar sağlıyor. Duş alırken de arada tuzlu suyu başınızdan aşağıya dökerseniz tam ve net sonuçlar alırsınız. İş dönüşü ayaklarınızı tuzlu suyla yıkamak tahmin ettiğinizin ötesinde bir yarar sağlar.

Kulak ceninin ana rahmindeki duruşunun şematik olarak aynısıdır. Ve tüm akupunktur noktaları kulak üzerinde bu esasa göre yer almıştır.

Şimdii... başınız,boynunuz, beliniz, sırtınız, bacaklarınız, kalçanız, ayaklarınız, omzunuz ağrıdığında yapacağınız tek şey kulaklarınıza masaj yapmak.

kulakKulağınızı baş ve işaret parmaklarınızın arasına alarak kulak kepçesinden başlayarak, dayanabildiğiniz kadar güçlü ve sıkarak masaj yapın.

İlk anda bazı noktalar acıyacaktır (bunlar bedendeki ağrıyan bölgelerin kulaktaki refleks noktalarıdır ). kısa bir süre sonra bu ağrılar kaybolacaktır.

2 -3 dakika bu masajı yapmanız yeterli olur. İsterseniz uzatabilirsiniz de. Zaten masajın sonuna doğru bedeninize bir sıcaklıklığın yayıldığını hissedeceksiniz. Bunun ardından ağrılarınızın azaldığını ve kaybolduğunu da...
Hiç bir yan etkisi olmayan bu uygulamayı herzaman her yerde kendinize ve ağrısı olan yakınlarınıza uygulayabilirsiniz.
Yorulduğunuzda, uzun otobüs yada araba yolculuklarında oturmaktan ağrılara maruz kaldığınızda, çok üşüdüğünüzde ve bedeninizi dengeye kavuşturmak için mucize benzeri bu uygulamayı kullanabilirsiniz.

Dört tane ağrı kesici aldım. hala ağrıyor diyerek baş ağrısından kıvranan taksi şöförünün ona yaptığım iki dakikalık kulak masajının ardından yaşadığı mutlu şaşkınlıkla benden ücret almadan teşekkürlerle uğurladığını hala hatırlıyorum.

Önemli olan kulağın her noktasına dokunun. Kulağınız size hemen yanıt verecektir. Kulaklar bedeni hisseder, görür ve duyar.

Siz de şefkatli ellerinizi esirgemeyin.

9 Temmuz 2009 Perşembe

Kartallardan Hayat Dersi



Kartallar, kanatları ve kuyrukları geniş, bacakları tüylü , iri yırtıcılardır. 2-3 yılda ergenliğe ulaşırlar. Uçuşta sıkça dönerek yükselirler. Ormanlar ve dağlarda yaşarlar. Kaya girintilerinde ve ağaçlarda yuva yaparlar. Kartallar tek eşlidir. Yaşamları boyunca eş değiştirmedikleri gibi her yıl aynı yuvayı kullanırlar. Yuvaları genellikle kolay ulaşılamayacak yerlerdedir.

Kartallar, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadırlar.

Kartalların yaşı 40′a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir.

Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır.

Ya ölümü seçecektir. Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci, 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse, kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yer bulduktan sonra, burada gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkartır. Yeni pençeleri çıkınca, kartal, bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar.

5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur “Yeniden Doğuş” uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

İnsan hayatında da zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklardan ve anılardan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz.

Bazen kararlarımız acı da verse “Yeniden Doğuş”u müjdeleyebilir.

9 Mayıs 2009 Cumartesi

Dünya tarihinin en büyük servet yok oluşu nasıl meydana geldi?

Global ekonomik kriz

Dünya tarihinin en büyük servet yok oluşu nasıl meydana geldi? Yok oluşun mekanizması neydi?



Bunu basit bir şekilde anlatmaya çalışacağım.*

Paranın bol, faizlerin düşük olduğu bir ortam düşünün. Cebimde 100.000 dolarım var. Yüzde 10 faiz getirecek bir fırsat yakalıyorum. Fırsatı kullanıyorum ve 10.000 dolar kazanıyorum. Bu iş hoşuma gidiyor. Borçlanarak daha büyük oynamak istiyorum. Yüzde 5 faizle 900.000 dolar kredi buluyorum. 100.000 dolarımı ekleyerek bir milyonu yüzde 10 faizle yatırıyorum.

Eğer beklediğim getiriyi alırsam, param 1.100.000 dolar oluyor. Borcumu veee yüzde 5 olan ve 45.000 dolar tutan faizi ödüyorum. Elimde temiz 55.000 dolar kalıyor.

Ne oldu?

100.000 dolarım yüzde 55 gelir getirdi. Yaşasın!

Ama risk iki tarafı da kesen bir bıçaktır. Eğer yatırımım sıfır gelir getirse 45.000 dolar faiz ödemem gerekeceği için 100.000 dolarım 55.000’e inecekti.

5 Mayıs 2009 Salı

Proto-kol'e Girdim diye Sevinenlerin Dikkatine

PROTOKOL dilimize eski Latince ve Yunanca'dan geçme bir sözcük!

Daha doğrusu :'Proto' ve 'Kolos' sözcüklerinin birleşmesinden türeme bir deyim...

Lugat anlamiyla 'Proto' birinci demek..'Kolos' ise götün çoğulu. Sözcük anlamlarını birleştirdiğimizde ise deyimin tam karşılığı 'Önde Gelen Götler' olarak karşımıza çıkıyor.

'Kolos' sözcüğünün zamanla çoğul eki olan (os) deyimden atilmis, geriye 'Protokol' yani 'önde gelen göt' lafı kalmış.

Toplum içinde yükselip de protokole giren bazılarının zamanla 'götünün kalkması da bundandır.

29 Nisan 2009 Çarşamba

Domuz Gribi

Domuz gribi, normalde domuzlarda görülen A tipi grip virüsünün yol açtığı bir solunum hastalığı olarak biliniyor ve bu hastalık hızla yayılabiliyor.

İNSANA BULAŞIR MI?

Domuz gribi domuzdan insana ve insandan insana bulaşabiliyor. Virüse karşı insanın doğal bağışıklığı bulunmuyor.

Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hastalığın kontrolden çıkmak üzere olan geniş çaplı salgın olabileceği uyarısında bulunuyor.

DOMUZ ETİ YİYENLER DOMUZ GRİBİNE YAKALANIR MI?

Domuz etinin yenmesiyle domuz gribi virüsü bulaşmıyor. Virüs solunum yoluyla bulaşıyor.

BU, DOMUZLARDA YENİ GRİP TÜRÜ MÜ?

İnsanlardaki grip virüsü gibi, domuz gribi virüsü de domuzlarda sürekli değişim gösteriyor. Domuzların solunum yollarında domuz, insan ve kuş gribi virüslerine duyarlı alıcılar bulunuyor.

Dolayısıyla domuzlar, virüslerin eş zamanlı bulaşması halinde yeni grip virüslerinin ortaya çıkma ihtimalini artırıyor.

DSÖ’ye göre, Meksika’da ölümlere neden olan domuz gribi virüsü A/H1N1. Bu virüs insandan insana bulaşabiliyor. A/H1N1 virüsü, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor.

AŞISI VAR MI?

Domuzlara yapılan aşı bulunuyor, ancak insan için henüz aşı yok.

Kaynak : Haber7.com

Yeni Bir Tehlike
Yeni Zelanda’da Meksika’dan dönen, bazısı grip belirtisi gösteren 25 kişi karantinaya alındı. Yeni Zelanda’nın en büyük lisesinin öğrenci ve öğretmenlerinden oluşan grubun dün Auckland’e döndüğü belirtildi. Auckland Bölge Halk Sağlığı Hizmetleri Müdürü Dr. Julia Peters, 13 öğrenciyle 1 öğretmenin sağlık durumunun iyi olmadığını, bir öğrencinin hastaneye kaldırıldığını söyledi.

Sağlık Bakanlığı sözcüsü Michael Flyger da gruptakilerin bir kısmının grip benzeri belirtileri olduğunu, test sonuçlarının gün içinde alınacağını kaydetti.
Meksika’da domuz gribi olduğu sanılan bir virüsün yol açtığı ağır zatürreden 81 kişi yaşamını yitirdi. Meksika’da okullar, müzeler, kütüphaneler ve tiyatrolar, binden fazla kişinin hastalandığı salgını zapt etmek için kapatıldı. Öte yandan Japonya’nın en büyük uluslararası havaalanında sağlık kontrolleri artırılırken, Filipinler Meksika’dan gelen ve ateşi olan yolcuları karantinaya alabileceğini bildirdi. Tayland ve Hong Kong’taki sağlık yetkilileri de durumu yakından izlediğini belirtti.

Çin, domuz gribinin vurduğu bölgelerden son iki hafta içinde gelen ve grip belirtileri bulunan kişilerin yetkililere bilgi vermesi gerektiğini bildirdi.
Avustralya Sağlık Müdürlüğü de Meksika’ya ziyarette bulunan ve grip benzeri hastalık geçirenlerden doktorlarına görünmelerini istedi. Malezya ve diğer Asya ülkeleri ise Dünya Sağlık Örgütünün yeni açıklamalarını beklediğini bildirdi. Asya, 2003′te patlak veren kuş gribi virüsü H5N1′den en çok mustarip olan bölge olmuştu. Kuş gribinden en az 257 kişi hayatını kaybetmişti.

Meksikalı yetkililer, ülkede şu anda binden fazla kişiye hastalığın bulaştığını tahmin ediyor. Halk ise panik içinde. Başkent Mexico City’de kütüphaneler, tiyatrolar, futbol statları ve müze gibi halka açık yerler kapılarını kapadı. Bu arada hastalığın sıçradığı ilk komşu ülke ise ABD oldu. Teksas ve Kaliforniya eyaletlerinde, 8 kişide virüsün görüldüğü açıklandı. New York’ta ise bir lisede 75 öğrencinin aynı anda gribe yakalandığı, çocuklara domuz gribi şüphesiyle tahliller layapıldığı belirtildi. Uzmanlar, hastalığın belirtilerinin normal gripte yaşandığı gibi ateş, öksürük ve boğaz ağrısı olduğunu söylüyor. Küresel çapta yayılmasından endişe edilen virüsün, domuzlarda görüldüğü ancak nadiren insanlarda da rastlandığı belirtiliyor.

Meksika’da nadir görülen domuz gribi salgınında en az 60 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) sözcüsü Fadela Chaib, Meksika’da normal olarak domuzlarda ortaya çıkan, ancak nadiren insanlarda görülen hastalıkla ilgili yüzlerce vakanın bildirildiğini kaydetti.

Chaib, Mexico City kentinde ve civarında hastalığın belirtilerini gösteren 800 kadar vakanın ortaya çıktığını ve bu hastalıktan en az 57 kişinin öldüğünü söyledi. Sözcü, Meksika’nın orta kesimindeki San Luis Potosi’de de 24 vakaya rastlanıldığını ve 3 kişinin öldüğünu belirtti.

DSÖ sözcüsü, abdnin güneybatısındaki California ve Texas eyaletlerinde bilinen vakaların sayısının 7 olduğunu bildirdi. DSÖ, abd ve Meksika’daki sağlık yetkilileriyle sürekli temas halinde bulunulduğunu açıkladı.

Abd Hastalıkları Kontrol ve Önleme Merkezinden yapılan açıklamada, California ve Texas eyaletlerinde 7 kişiye bir çeşit domuz gribi tanısı konulduğu, hastaların tümünün iyileştiği belirtilmişti.

Kaynak : Hurriyet.com.tr

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), domuz gribini 1 ila 6 arasında derecelendirdiği salgın evreleri sıralamasında alarm düzeyini 3. evreden 4. evreye çıkardı.

İsviçre’nin Cenevre kentinde saatlerce süren acil toplantının ardından WHO Başkan Yardımcısı Keiji Fukuda, düzenlediği basın toplantısında, ilk olarak alarm düzeyini 3′ten 4′e yükseltme kararının alındığını söyledi.

Fukuda, virüsün kimi ülkelere de yayılmış olması nedeniyle domuz gribinin kontrol altına alınamayabileceğini bildirdi.WHO ayrıca, gribin yayılmasını durdurmak için sınırların kapatılması tavsiyesinde bulunmadığını, henüz yolculuk kısıtlamalarının gerekli olmadığını açıkladı.

Örgütün alarm düzeyini 4. evreye çıkarması, hastalığın en az bir ülkede insandan insana geçtiği anlamına geliyor.

16 Nisan 2009 Perşembe

Sunay Akın'dan Bir Kız Kulesi Öyküsü

1827 yılında Almanya'nın Brandenburg kentinde Karl adında bir çocuk dünyaya
gelir. Babası müzik öğretmeni olan Karl, aile içinde baş gösteren
huzursuzluklardan dolayı bir Fransız yetimhanesine gönderilir. Daha sonra
gemilerde miço olarak çalışır. Hamburg'tan kalkan bir gemiyle İstanbul'a
giderken henüz 12 yaşındadır.

Gemi İstanbul'a geldiğinde denize atlayan Karl, Kız Kulesi'ne yüzerek
kaçar. Kendisini kurtaran Kız Kulesi'nin bekçisine gemiye geri dönmek
istemediğini söyler. İki ülke arasında küçük bir politik sorun yaşanır. Ama
Osmanlı sadrazamı Ali Paşa sorunu çözer ve Karl'ı korumasına alır. Karl
Mehmet Ali adını alır. Mehmet Ali, Kırım, Bosna ve Karadağ savaşlarından
sonra 2. Abdülhamit döneminde paşa unvanını alır.

Mehmet Ali Paşa, 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması'nda Osmanlı'yı
temsil eden üç kişiden biri olur. Almanca, Fransızca, Yunanca, Farsça ve
Arapça dillerinde şiirler yazan Mehmet Ali Paşa'nın dört kızı olur.
Paşa'nın Leyla adındaki kızının da bir kızı olur; Celile.

Celile bir erkek çocuk doğurur: Şair Nâzım Hikmet! Görüldüğü gibi Karl'dan
Nazım'a uzanan hikâyenin gösterdiği gibi, Kız Kulesi'nin her zaman
hikâyeleri vardır. Eğer Kız Kulesi Karl'ı kurtarmasaydı, Nazım olmayacaktı.

Sunay AKIN